Cuma Gecesi ve Günü Okunacak Dua ve Sureler

'' HADİS-İ ŞERİFLERDE BUYURUYORLARKİ Cuma gecesi Kehf suresi okuyan,
Kıyamette, yerden göğe kadar bir nurla
aydınlanır. İki Cuma arasında işlediği günahlar da affolur.) [Tergib]

(Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.) [Dare Kutni]

(Cuma günü veya gecesi Duhan suresini okuyana Cennette bir köşk ihsan
edilir.) [Taberani]

(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın, günahları affedilir.) [İsfehani]

(Cuma günü gusledenin günahları affolur.) [Taberani]

(Cuma günü sabah namazından önce Estagfirullahelazim ellezi la ilahe
illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh, okuyanın, deniz köpüğü kadar
da olsa günahları affolur.) [İbni Sünni]

(Cuma namazından sonra, yedi defa ihlas ve muavvizeteyn okuyanı, Allahü
teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan, kötü işlerden korur.)
Cuma gecesi iki rekat namaz kılıp, her rekatta bir Fatiha, bir
Ayet-el Kürsi, 15 İhlas okuyup selam verdikten sonra bana bin salevat
okuyan, beni rüyada görür."

Cumâ namazından sonra şu duâyı okumak müstehabdır: Allahümme yâ
ganiyyü, yâ hamîdü, yâ mübdiü, yâ mu'îdü, yâ rahîmü, yâ vedûd. Eğninî
bihalâlike an harâmike ve bifadlike ammen sivâke.
Ey Ganî, Hamîd, Mübdi, Mu'îd, Rahîm, Vedûd olan Allahım. Beni halâl
ettiklerinle iktifâ ettir, haramlara düşürme. Fadlınla, ihsân ederek
beni Senden başkasına muhtâc etme! demektir.
Bu duâya devam edenleri Allahü teâlâ başkalarına muhtâc etmez ve
ummadığı yerden rızıklandırır.
Abdullah bin Ömer buyurdu ki: Hâceti olan bir kimse çarşamba,
Perşembe ve Cuma günleri oruç tutsun. Cuma günü temizlenip namaza
gitsin. Az veya çok sadaka versin. Namazdan sonra şu duâyı okursa
Allahü teâlâ'nın izni ile duâsı kabûl olur.
Allahümme innî es'elüke bismike bismillâhirrahmânirrahîm. Ellezî lâ
ilâhe illâ hû. Âlimül ğaybi veşşehâdeti hüverrahmânürrahîm. Ve
es'elüke bismike bismillâhirrahmânirrahîm. Ellezî lâ ilâhe illâ hüvel
hayyül kayyûm. Lâ te'huzühû sinetün ve lâ nevm. Ellezî meleet
azametühüsse-mâvâti vel arde. Ve es'elüke bismike
bismillâhirrahmânirrahîm. Ellezî lâ ilâhe illâ hüve ve anet lehül
vücûhü ve haşe'at lehül ebsâru ve veciletil kulûbü min haşyetihi en
tusalliye alâ Muhammedin ve en tu'tînî hâcetî, diyerek hâcetini
söylemelidir. ''
Kaynak: Cübbeli Ahmet Hoca Farkın Tek Adresi Facebook Sayfası
3 Ekim 2014 Cuma
Yazan Mustafa Turan

Hadis-i Şerif

"Kim Arefe günü oruç tutarsa geçmiş sene ile gelecek senenin (küçük)
günahları mağfiret edilir; bağışlanır."

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)
Yazan Mustafa Turan

Cuma Gecesi KEHF Suresini Okuyalım !

''Cuma gecesi KEHF suresini okuyan, Kıyamette, yerden göğe kadar bir
nurla aydınlanır. İki cuma arasında işlediği (küçük) günahlar da
affolur.''

Hadis-i Şerif Meâli
Resim Kaynağı: Cübbeli Ahmet Hoca Farkın Tek Adresi Facebook Sayfası
Yazan Mustafa Turan

1000 İHLAS-I ŞERİF HAKKINDA

'' 1000 İHLAS-I ŞERİF HAKKINDA

''Arefe günü Besmele ile bin ihlas okuyanın günahları affedilir ve
duası kabul olur.''(Ebu-ş Şeyh)
Bir hadis-i şerifte : ''Kim ihlas suresini Arefe gününde öğle ile
akşam arasındabin defa okursa Allah(c.c.) ona ne isterse verir.''
buyrulmaktadır.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ise: ''Aziz, mübarek kardeşlerim!
Pek çok selâm... Bizim memlekette eskide arefe gününde bin İhlas-ı
Şerif okurduk. Ben şimdi bir gün evvel beşyüz ve arefede dahi beşyüz
okuyabilirim. Kendine güvenen, birden okuyabilir.'' demiştir.(Şualar)
Hadis-i Şeriflere göre; ''İhlas suresini okumak kul hakkı hariç diğer
bütün günahların affına vesiledir.''

(Ebu-ş Şeyh) ''
Kaynak: Cübbeli Ahmet Hoca Farkın Tek Adresi Facebook Sayfası
Yazan Mustafa Turan

1000 İhlâs Okuyalım

"Arefe günü, [Besmele ile] 1000 (bin) kere İhlâs okuyanın bütün
günahları affolur ve her duası kabul olur."

Kanak: Cübbeli Ahmet Hoca Farkın Tek Adresi Facebook Sayfası
Yazan Mustafa Turan

Arefe günü kılınacak namazın mükâfatı büyüktür !

Selamın Aleyküm Kardeşlerim! Bugün Arefe günü Bugüne özel yayınlar
yapılacak lütfen okuyup paylaşalım hayra vesile olalım. Hayırlı
günler.

''PAYLAŞ HAYRA VESİLE OL KARDEŞİM.

Arefe günü kılınacak namazın mükâfatı büyüktür

Arefe günü, öğlenle ikindi arasında iki rekât namaz kılınır.
Bu namazın her rekâtında; Fatiha suresinden sonra, elli kere ihlâs
suresi okunur. Allah-ü Teâlâ, bu namazı kılan kimselere şu ihsanları
yapar:
Kendisi için bir milyon sevap yazar.
Kur'ân'da bulunan her harf sayısı kadar onun için cennet derecesini
yükseltir. Bu derecelerden birinin diğerine uzaklığı beş yüz senelik
yoldur.

Allah-ü Teâlâ o kimseyi, Kur'ân'daki harflerin sayısı kadar huri kızı
ile evlendirir. Her insanın yanında yetmiş bin sofra vardır ki; inci
yakut işlemelidir. Her sofrada, yetmiş bin çeşit yeşil kuş eti vardır.
Soğuklukta kardan daha soğuktur. Tatlılıkta baldan daha tatlıdır.
Kokuda miskten daha güzel kokuludur. Onun pişmesinde ne ateş vardır ne
de demir.

O kimse bunları yerken, ilk başta nasıl lezzet alırsa; sonunda da
öyle lezzet alır. Böylece bıkıp usanmadan yer durur.
Daha sonra oradakilerin sofrasına bir kuş konar ki; iki kanadı
kırmızı yakuttan ve gagası altındandır. Bu kuşun kanatlarının sayısı
yetmiş bin tanedir.

Oraya gelen bu kuş, öyle güzel bir sesle seslenir ki; onun gibisini
hiçbir kimse duymamıştır. Şöyle der:
" Merhaba, ey Arefe gününü ihya edenler…"

Daha sonra Resulullah Efendimiz (asm) şöyle anlattı:
" Bu kuş oradakilerden her birisinin tepesine düşer. Onun her
kanadının altından yetmiş türlü yemek çıkar. O kimse bunlardan bıkıp
usanmadan yer."
Sonunda o kuş çırpınır uçar gider.
O kimsenin kabrine konduğu zaman, Kur'ân'daki harflerin sayısı kadar
kendisine nur aydınlığı gelir. O kimse bu nur sayesinde, Kâbe-i
Muazzama'yı tavaf edenleri görür.
Onun için, kabrinde iken cennetten bir kapı açılır. Cennette kendisi
için hazırlanan o kadar çok sevap ve ikram görür ki; dayanamayıp şöyle
der:
" Rabbim, kıyameti oldur..." ''
Kaynak: Cübbeli Ahmet Hoca Farkın Tek Adresi Facebook Sayfası
Yazan Mustafa Turan

Küçük Bir Yüreğin Kalbindeki Büyük Sevda !

Küçük bir yüreğin kalbindeki büyük sevda..
Peygamber sevdası..
Ve Efendimiz'e mektubu:

Medine'de bir şirkette elektrik teknisyeni olarak çalışan Allah dostu ve Peygamber aşığı bir kardeşimiz işinin son günü sabah mesaisinde kendisine verilen teknik görevi tamamlayıp ayrılmak üzere iken Resulullah'ın Ravzasında elektrik çarpması sonucu vefat eder ve Cennet-ül Bakiye defnedilir. Tabi ailesi mecburi istikamet Türkiye'ye döner.

O zaman 7 yaşında olan oğlu Muhammed Nebi Doğanay, orta okul öğrencisiyken kompozisyon dersi ödevi olarak bir makale yazmış ve birincilik almış. İşte o Peygamber aşkını en derinden yaşayan bir yüreğin yansımaları..

"Bir Seni Güneşim, bir babamı, bir de terliğimi bırakmıştım geldiğim yerde..
Bir ilkbahar gününde, güller gibi kokan Medine'de dünyaya gözlerimi açmışım. Doğduğum hastahane, Ravza'nın hemen yanı başında olduğu için, duyduğum ilk koku, Sen'in bahçenin gül kokuları olmuş. Babam gelip de, daha kulağıma ezan okumadan, kulaklarım mescidinin ezan sesiyle şereflenmiş. Kırk günlük olduğumda ilk ziyaretimi de Hâne-i Saadet'ine yapmışım. Hemen hemen yaptığım her ilkte, Sen varsın. Daha konuşmayı öğrenmeden, Sen'i sevmeyi öğrenmişim ben. İlk adımlarımı Ravza'nın mermerlerinde atmış ve Rabb'imle ilk buluşmamı, ilk secdemi Sen'in mescidinde yapmışım. Evini her ziyaret edişimizde Sen'i görmesek bile, varlığını hisseder, evinden her ayrılışımızda da hüzünlenirdik.

Çocuklar evde sıkılınca isterler ki, babaları onları parka, eğlence yerlerine götürsün. Medine'de yaşadığımız sürece, bunları hiç istemedik babamızdan. Canımız sıkılmaz mıydı acaba hiç? Sanırım Medine'deki hiçbir çocuğun canı sıkılmazdı. Çünkü burada hiçbir yerde olmayan Gül Bahçesi ve bahçenin "Biricik Efendisi" vardı. Vaktimizin çoğu, o bahçede geçerdi. Sen'in bahçenin mermerlerine ayakkabıyla basamazdık. Yalın ayak dolaşırdık mermerlerin üstünde. Korkardık belki de bahçenin güllerine basmaktan kim bilir.. Yazın mermerler ayaklarımızı yakar, bu da hoşumuza giderdi. Babama sormuştum bir seferinde:

- Babacığım Medine neden bu kadar sıcak?
- Evlâdım, Medine'de iki Güneş var da ondan.
- Nasıl olur babacığım, Güneş bir tane değil mi?

Babam gülerek:
- Doğru yavrum, bütün dünyayı ısıtan bir tane Güneş var. Bir de âlemleri aydınlatan ve ısıtan öyle bir Güneş daha var ki; O da (sas) Medine'de olunca sıcaklık iki kat oluyor.

Babamın bu cevabı çok hoşuma gitti. Gerçekten mermerler ayaklarımızı ısıtıyordu; ama Sen'in sıcaklığın içimizi daha çok ısıtıyordu.

Medine'den ayrıldıktan sonra belki ayaklarımız üşümedi; ama içimiz bir türlü ısınmıyor. Çünkü gönlümüzün Güneş'ini orada bırakmıştık. Artık O'nun (sas) evine, bahçesine gidemiyor, mermerlerinde yalın ayak koşamıyorum. Gerçi ışığın tâ buralarda da bizi aydınlatıyor; ama içimi ısıtması için Ravza'na koşmam lâzım.

Bahçende yürürken güzel ezanlar okunurdu, sanki Bilâl-i Habeşi okurdu. Biz de mescide koşar, babamın yanında namaz kılardık. Bazen yanımıza usulca bir kedi sokulurdu.

Babam: 'İncitmeyin sakın, onlar Ebû Hüreyre'nin (ra) kedileri.' derdi. Biz de onları severdik. 

Çarşamba günleri Uhud'a gider, Sen'in çok sevdiğin amcanı ziyaret ederdik. O bizim de amcamızdı. Kardeşlerimle Ayneyn Tepesi'ne çıkar, oradan Uhud'da yatan 70 şehide selâm verirdik. Uhud Dağı'na her baktığımızda, Sen'i orada görür gibi olurduk. Uhud da, Ravzan gibi gül kokardı. Orası da ayrı bir gül bahçesiydi çünkü..

İşte benim yedi senem ki; en değerli, en güzel yıllarım, Sen'in Köyünde, Gül Bahçende, savaştığın yerlerde, Sen'inle dopdolu geçti. Sen'i görmesem de, Sen'inle yaşamaya o kadar alışmıştım ki, yanından ayrılırken, sanki bir parçam orada kalmıştı. Buraları bana gurbet oluverdi. Elimde olsa hemen yanına koşar gelirim, ama hep, "Büyüyünce gidersin." diyorlar. İşte sırf bu yüzden hemen büyümek istiyorum. Yanına gelince büyümüş bile olsam, bahçendeki mermerlerde yalın ayak dolaşacağım. Tâ ki Güneşin içimi ısıtıncaya kadar.

Hasretinden, gönlüm üşüyor. Belki hasretin herkesin içini yakar; ama beni üşütüyor işte. Çünkü benim ruhum, doğduğumdan beri, sevginle ısınmaya alışmış. Sıcaklığına o kadar muhtacım ki; ne olur Sana gelemesem bile, Sen beni hiç bırakma, evimizi şereflendir, ışığınla gecelerimize nur ol, sıcaklığınla bütün zerrelerimizi ısıtıver. Tıpkı Medine'de iken ısıttığın gibi.

Benim adım Nebi. Bu ismi bana, Sen'i çok seven biri koymuş. Diğer adım, Muhammed. Bu ismi de Köyünde bıraktığımız babacığım vermiş. 

Ben de Sen'in gibi babasız büyüyorum. Ama Sen, asla yetimliğimizi hissettirmiyorsun. Medine'den ayrıldığımızdan beri, hep yanıbaşımızdaymışsın gibi hissediyorum. Geceleri korkmadan güvenle uyuyorum. Sen'i tanıdığım ve sevdiğim için Rabb'ime binlerce kez teşekkür ediyorum.

Babamı kabre koyarken, ağabeyimin terlikleri onun kabrine düştü ve orada kaldı. Ben o terlikleri çok kıskandım. Çünkü ağabeyimin terliği hep babamla kalacaktı. Babamı son ziyaret edişimde, ben de kimse görmeden terliğimi babamın kabrine gömüverdim. Benimki de babamla kalsın diye.

Evet, demiştim ya, bir Güneş'imi, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geride. Babam ve terliğim hep oradaydı, gelemezlerdi. Ama Güneş'im hep yanımdaydı. Yetimlerin Efendisi, yetimlerini hiç ışıksız bırakır mı? Dünyanın bir ucuna da gitsek, bizi bırakmayacağını biliyordum. Gözümüz, gönlümüz Sen'inle aydınlanır Efendim! Ruhumuz, içimiz sıcaklığınla ısınır.

Rabb'imden hep bana tekrar Sen'in gül bahçenin mermerlerinde yalın ayak koşmayı nasip etmesini diliyorum. Tâ ki aşkınla, sevginle bütün bedenim yanıp kavrulsun. Terliğimi bıraktığım o güzel mekan, son durağım olsun."

Kaynak: Nihat Hatipoğlu

6 Eylül 2014 Cumartesi
Yazan Mustafa Turan

Translate

Toplam Görünülenme Sayımız

Site Hakkında

Bu site Mustafa Turan'ın oluşturduğu Akla (Akıllı Ampul) kuruluşunun bir sitesidir.
Mustafa Turan

Dua

Allahım cahillikten yahut cahilliğe maruz kalmaktan Sana sığınırım. Amin.

Bir Hadis-i Şerif

“Üç kişiye acıyın; cahiller arasında kalmış âlime, zenginken fakir düşene, kavmin ulusu iken aşağı hale düşene.” Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem)

Bir Alim'in Sözü

“Pir-i Geylanîdir Kamer-i himmet, Eflak-i şeri’at nur-i hakikat Mirat-ı Muhammed bahr-ı ma’rifet Üstad-ı kül, rih-i Rahman iledir.” Alvarlı Efe Hazretleri (Erzurumlu meşayihten Alvarlı Muhammed Lütfi)

Kur'an dan Kesitler

"Bu Kur`an, akıl sâhiplerinin, âyetlerini iyice düşünüp anlamaları ve ders almaları için, sana indirdiğimiz saadet kaynağı bir kitabtır" (Sâd, 29).

En Çok Okunanlar

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © Akla (Akıllı Ampul) Powered by Akla (Akıllı Ampul)